Enerjimizi kendi içimizde tüketmeyelim
Toronto Başkonsolosu Ali Rıza Güney: “Toplumumuzun bireyleri her biri başlı başına bir değer iken, ortak bir amaç uğrunda bir araya gelerek sonuç alıcı faaliyetlerde bulunma konusunda maalesef bazı sıkıntılar yaşıyorlar. El ele verdiğinde bir artı birin iki değil, üç, dört hatta beş ettiği bir güç birliği sağlamalı.”
Ali Rıza Güney, Toronto Başkonsolosu olarak 1 Aralık tarihinde göreve başladı. Dışişleri Bakanlığı’nda misyon şefi olarak görev yapan en genç diplomatlardan birisi.
Toronto’da 4 yıl süreyle görev yapacak olan Ali Rıza Güney’le hem tanışmak hem de söyleşi yapmak için Konsolosluğa gidiyorum.
Kendisini tanıyınca, Dışişleri kadrosunun gençleştiğine bir kez daha tanık oluyor, diğer yandan ise yaşımın konsolos olabilecek kadar ilerlediğini farkediyorum...
HASAN YILMAZ
İsterseniz öncelikle size tanıyarak sohbetimize başlayalım.
- 1971 Ankara doğumluyum. Evliyim ve Ege adında 3,5 yaşında bir oğlum var. Dışişleri Bakanlığı mensupları hakkındaki genel kanaatin aksine diplomatik kariyere sahip olmayan bir aileden geliyorum. Lisans eğitimimi ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamladım. Bilahare Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nde Master derecesi aldım. Ayrıca Avrupa Birliği bursunu kazanarak Johns Hopkins Üniversitesi’nin İtalya’nın Bologna şehrinde bulunan merkezinde Uluslararası İlişkiler alanında çalışmalar yaptım.
Daha önce ne gibi görevlerde bulundunuz?
- Yaklaşık 15 sene önce başladığım kariyerimde Suudi Arabistan, Almanya ve Kudüs’te görev yaptım. Merkezde de lobi ve Amerika dairelerinde bulundum. Toronto’ya gelmeden önce Ortadoğu Daire Başkanı olarak Bakanlığıma ve ülkeme hizmet verdim. Orta Doğu konularının ağırlıklı olduğu kariyerim nedeniyle Toronto Başkonsolosluğu benim için nispeten yeni bir tecrübe olacak. Kanada’nın ekonomi, finans, kültür ve sanat merkezi olması nedeniyle renkli ve zevkli, aynı zamanda bir o kadar da yoğun tempo gerektiren bir göreve gelmiş bulunuyorum.
Kanada’ya ilk gelişiniz mi?
- Kanada’ya ve dolayısıyla Toronto’ya ilk gelişim. 28 Kasım’da geldim ve 1 Aralık’ta göreve başladım.
Gelişinizin üzerinden henüz çok kısa bir süre geçmiş. Bu sürede Toronto’yu nasıl buldunuz?
- Gelmeden önce imkan buldukça Toronto hakkında çeşitli kaynaklardan bilgi edinmeye çalıştım. Gördüklerim, okuduklarımı ve anlatılanları doğrular nitelikte. Dinamik bir şehir. New York’un küçük bir kopyası adeta. Bununla birlikte, kentsel dokusu itibarıyla İngiltere’yi ve diğer Avrupa şehirlerini de andıran bir havası var.
Her ne kadar iklim olarak beklediğimden daha ılıman bir havayla karşılaşsam da, tabiatıyla ciddi derecede soğuk olduğunu söyleyebilirim.
Konsolosluğun web sayfasında bir mesajınız var. “Aranıza katıldığım 1 Aralık 2011 tarihi itibarıyla, sizlere sunulmakta olan konsolosluk hizmetlerinin kalitesinin daha da iyileştirilmesini temel önceliğimiz olarak belirledim.” diyorsunuz. Aksayan yönler neler ve ne gibi iyileştirmeler yapacaksınız?
- Takdir edersiniz ki, yurt dışında bir temsilclik açmak son derece meşakkatli ve sancılı bir süreç. Ancak bu süreç büyük bir özveri sayesinde tamamlanmış bulunuyor. Şimdi bana düşen sorumluluk öncelikle Başkonsolosluğumuzun daha fazla personelle takviye edilmesi ve hizmetlerin daha süratli bir şekilde vatandaşımıza sunulması. Bu konuda önümüzdeki yılın ilk yarısında olumlu gelişmeler beklediğimi CANADATÜRK kanalıyla vatandaşlarımıza müjdelemek isterim.
Yine aynı mesajınızda “Enerjimizi kendi içimizde tüketmemeli, aksine, dayanışma içinde sinerji yaratarak Kanada’daki başarı hikayemizi kendimiz yazmalıyız”diyorsunuz. Bu cümlenizi nasıl okumalıyız?
- Görevime başlar başlamaz ilk işim süratle, vatandaşlarımız ve derneklerimizin yetkilileriyle tanışma toplantıları yapmak oldu. Bu toplantılar halen devam ediyor. Gördüğüm tablo şu şekilde karşıma çıktı: Vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu aldığı eğitim, kendini ifade edebilme, dünyada yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmeleri izleme hususlarında gayet donanımlı. Ekmek parası kazanma ve ailesini geçindirme kaygısının yanı sıra sivil toplum kuruluşlarımızda gönüllülük esasında hizmet verme konularında da oldukça gayretli.
Ancak sorun şu: Toplumumuzun bireyleri her biri başlı başına bir değer iken, ortak bir amaç uğrunda bir araya gelerek sonuç alıcı faaliyetlerde bulunma konusunda maalesef bazı sıkıntılar yaşıyorlar. Oysa, Türk insanının ister Türkiye’de olsun, ister yurt dışında, asgari müştereklerde tek ses olarak çıkarlarımızı savunmayı becerememe gibi bir lüksü yok. Bu, bizim bugünlere gelebilmemizi sağlamak için hayatlarını ortaya koyan geçmiş nesillerimize olduğu kadar, çocuklarımıza, torunlarımıza, yani gelecek kuşaklara karşı da bir yükümlülüğümüzdür. Kanada Türk toplumu daha iyi örgütlenmeli, sesi daha gür çıkmalı, siyasette yer almalı ve milli menfaatlerimizi etkin şekilde korumaya çalışmalı. Kanada’daki toplumumuz bunu başarabilecek yetkinliğe sahip. Vatandaşlarımız şunu unutmasın; toplum olarak el ele ne kadar etkin olurlarsa, başları da o kadar dik yürürler.
Diğer bir ifadeyle, Türk insanı ve Kanada Türk toplumu, sinerji yaratmayı başarabilmeli, el ele verdiğinde bir artı birin iki değil, üç, dört hatta beş ettiği bir güç birliği sağlamalı. Aksi halde ülkemizin birlik ve bütünlüğü aleyhine çalışan çevrelerin karşısında durabilmemiz kolay olmayacaktır.

Vatandaşlarımız ve derneklerimiz ile görüşmelere başladığınızı belirttiniz. Bu görüşmeler Toronto ve civarı ile mi sınırlı kalacak? Konsolosluğun görev bölgesi içerisinde yer alan diğer bölgelere de gitmeyi düşünüyor musunuz?
- Dünyanın ikinci büyük coğrafi genişliğine sahip olan Kanada’daki Türk toplumunun mesafelerin uzunluğu nedeniyle Başkonsolosluğumuza uzak kaldıkları kanaatini edinmelerini arzu etmem. Bu nedenle, önümüzdeki bir yıl içerisinde görev bölgem dahilindeki tüm eyaletleri çalışma arkadaşlarımla ziyaret ederek, vatandaşlarımız, derneklerimiz, öğrencilerimizle bir araya gelmeyi planlıyorum.
Web sitesinden devam edelim isterseniz. Sitenizde twitter logosu ve Konsolosluğun twitter adresini görüyoruz. Sosyal ağları yakından takip ediyorsunuz sanırım?
- Başkonsolosluk olarak kısa süre önce faaliyete geçirdiğimiz Twitter sitesiyle icraatlarımızı doğru ve etkin iletişim kanalları üzerinden ve kapsamlı bir kamu diplomasisi stratejisi çerçevesinde kamuoyuna duyurmayı, aldığımız yorumlarla beslenmeyi ve nihayetinde kamuoyuyla etkileşim içinde olmayı amaçladık.
Vancouver’a konsolosluk açılması gündemde. Bu konuda bizimle paylaşabileceğiniz somut bilgiler var mı?
- Vancouver ile Toronto arasındaki mesafenin uçakla 4-5 saatte alındığını göz önüne alacak olursak, evet Vancouver’da da bir Başkonsolosluk açılması lüzumu var. Bakanlığımız bu konuda ilke kararını almış durumda. Tabiatıyla bu konuda alınacak nihai karar sadece Dışişleri Bakanlığına ait değil. Hükümetimizin bu ilke kararını hayata geçirmesi gerekiyor.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın “Avrupa’daki doymuşluğu ve krizi nazara alarak dünyada yeni pazarlara açılmaya çalışıyoruz. Latin Amerika’da ve Kanada’da bir temsilcilik açmaya çalışıyoruz.” şeklinde bir açıklaması oldu. Turizm Ataşeliği mi açılacak?
- 2010 yılı itibarıyla ülkemizi 160 bin dolayında Kanadalı turist ziyaret etti. Bu rakamın gerçek potansiyeli yansıttığı söylenemez. Ülkemiz hakkında fikir sahibi olmayan veya önyargılı olan yabancılar, ülkemizi ziyaret ettikten sonra adeta büyülenmiş şekilde ülkelerine dönmektedirler. Dolayısıyla doğru şekilde tanıtım, yapılması gereken ilk iştir. Halen Başkonsolosluğumuzun imkanlarıyla gerçekleştirilmeye çalışılan tanıtım faaliyetlerinin, alanında uzman Tanıtma ve Turizm Ataşeliği görevlilerince yapılması daha yararlı olacaktır. Bu konuda da olumlu sinyaller aldığımızı söylemekle yetineyim.
Farklı bir konuya geçmek istiyorum. Sağlam kaynaklardan aldığımız bilgiye göre Kanada’ya gelirken gitarınızı da yanınızda getirmişsiniz. Müzikle aranız iyi olsa gerek...
- Müzikle amatör düzeyde ilgilendiğimi söyleyebilirim. İyi bir dinleyici olduğumu düşünüyorum. Ancak icra konusunda aynı sözü söyleyemeyeceğim. Eşimin birkaç yıl önce yaş günü hediyesi olarak aldığı gitarla, çocukluğumdan beri heves ettiğim bir alanda, kendimi yetiştirmeye çalışıyorum.
Bu kadar genç bir Konsolos ile karşılaşacağımızı ummuyorduk doğrusu. Sanırım diğer toplum üyeleri de aynı şeyi düşünüyorlardır. Genç bir yaşta misyon şefi olmak nasıl bir duygu?
- Kariyerimde geçirdiğim süre dikkate alınacak olduğunda 30 yılı aşabilen mesleğimin orta basamaklarında yer aldığımı söyleyebilirim. Bu nedenle, bir yandan kıdemli hariciyecilerimizin diplomasi geleneğine aşinayım, diğer yandan da çağımızın teknolojik yeniliklerini diplomasi mesleğine adapte edebilen yeni kuşakların dinamizmini yakından tanıyan bir noktada olduğum için de kendimi şanslı addediyorum.




Yorum gönder