| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa | Bize Ulaşın | REKLAM FİYAT LİSTESİ | Seri İlan | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Arama |
Kızılderililer sus payıyla susacak mı?
Kanada’nın ilk sahipleri olan Kızılderililere Ottawa hükümeti 2007’den beri, ‘Common Experience Payment’ adında sus payı ödemesi yapıyor. Bugün nüfusun yüzde 5’ini oluşturan yerlilere ödeme yapılmasının nedeni ‘Residential School’ denilen ayrımcılık okullarında yaşananlar. Kendini ve kültürünü üstün gören beyaz ırk, yıllarca öldüre öldüre bitiremediği yerlilerin güya medenileştirmek için 1800’lü yılların başlarında çocuklarına el attı. Bu şeytani fikri ortaya atan misyonerler öncülüğünde kiliseye özel görev verildi ve yüklü miktarda kaynak aktarıldı. Bir yüzyıl kiliseler kontrolünde eğitim verilen çocukları yatılı okullarda garantili eritme düşüncesi, 1874’de ilk zorunlu ‘Residential’ okulun açılmasına yol açtı. Evinden yuvasından alınan çocukların anne ve babalarıyla görüşmelerine yıllarca izin verilmedi, böylece velilerin çocuklarına kültürlerini aktarmaları engellendi. Kendi dillerini konuşma-ları, şarkı söylemeleri, giyinmeleri yasaklanan çocuklar, çok ağır psikolojik, fiziki ve duygusal baskıya ve asimilasyona maruz kaldılar. Bu okullardan mezun olanlar ne kendi toplumlarına ne de ‘Beyaz Kanada’ toplumuna entegre olabildiler. Aile sevgisi görmedikleri için başarılı aileler kuramadılar. Uyuşturucu, alkol, sigara kullanımı zirveye tırmanırken, iki arada bir derede kalmış, tecavüze uğramış onlarcası intihar etti. 1960’lı yıllarda başlayan çok kültürlülük politikasına bağlı olarak ‘Residential’ okulları kapatılmaya başlandı. Irkçılığın daniskası olan bu okulların sonuncusu 1996’da Saskatchewan’ın Regina kentinde kapand, ama yaralar hâlâ kapanmadı. Sus payı olarak üç beş bin doları bulan ödemenin yeterli olduğunu düşünenler, hatta yerliler alkol ve uyuşturucuda kullanacağı peşin hükmüyle gereksiz olduğunu savunanlar bile var. Aslında hükümet sessizce olayın üstünü kapatmaya ve ödeyeceği milyarlarca dolar tazminattan bir kaç yüz milyon dolarla yırtmaya çalışıyor. ‘Residential’ okullarında tecavüze, tacize uğrayan binlerce çocuk vardı, bunlardan on binden fazlası mahkemeye yansıdı ve hükümeti köşeye sıkıştırdı. 2001’de ilk 6 bin 700 dava açıldığında kimsenin umudu yoktu. Bu nedenle avukatlarla tazminat kazanırlarsa yarı yarıya paylaşma anlaşması yaptılar. Son üç yılda kazanılan iki yüzü aşkın davada hükümetin ödemek zorunda kaldığı tazminat miktarı 80 milyon doları aştı. Durumun vahametinin farkına varan hükümet, yerli liderlerle uzlaşmaya vararak ‘Residential’ okullarda okumuş herkese ödeme yapmayı kabul etti. Elbette mahkeme süreci devam ediyor. Ancak yeni davaların açılması bıçak gibi kesildi. Beyaz adam yine kızılderelileri kandırmayı başardı. Kanada yerlileri, bugün Inuit (Eskimo), yerli statüsü, yerli statüsü olmayan yerli, ilk millet ve metis (yerliyle evlenen) diye dörde ayrılıyor. Irkı üye olduğu gruba göre sınıflandıran yapılanma, sinsi bir ayrımcılık kokuyor. Neden mi? Yerli olmayan bir erkekle evlenen Kızılderili bayan statüsünü kaybediyor. Yerli olmayan bir bayanla evlenen erkek Kızılderili ise evlendiği geline Kızılderili statüsü kazandırıyor. Yerlilerin yüzde 35’ini bugün statüsü olmayan yerliler, yüzde 4’ünü Eskimolar, büyük kısmını ise ‘Aboriginal’ ve ilk millet denilen Kızılderililer oluşturuyor. Asimilasyonun tarihi köklerini, Wendat, Mi’kmaq ve Ojibway yerlileri açısından incelelersek beyaz adamın ‘en iyi yerli, ölü yerlidir’ yaklaşımını net görebiliriz. Wendat yerlilerini asimile etmek isteyen Fransız kolonistler, Iroquois ve Mohawk yerlilerine karşı onları koruma karşılığında Hristiyan olmalarını tek çare olarak sundular. Bulaşıcı hastalıklar ve uzun süren savaşlar sonucunda sayıları azaldı ve Wendatları Senaca ve Onondaga yerlileri içinde erittiler, uzaklara sürdüler. 1881’de kabul edilen ilk Kızılderili kanununda Wendatlar yerli sayılmadı. Mi’kmaqlar peşinen Katolik olup Papa ile anlaşma yaparak diğer beyaz sömürgecilerden kurtulacaklarını sandılar. İngilizler, bulaşıcı hastalıkları hediye ettikleri battaniyelerle yayarak bu milletin üçte birini öldürdü ve topraklarına askeri yöntemle el koydu. Iroquois federasyonunu mağlup eden güçlü Ojibway yerlilerini İngilizler yaptıkları çeşitli yazılı barış anlaşmaları ile oyaladılar. Yerlileri birbirine düşüren İngiliz politikası, Ojibwayleri alkol bağımlısı haline getirdi. Ojibwayleri kendi içlerinde de bölüp, bulaşıcı hastalıklarla güçsüz düşürdükten sonra sert askeri yöntemlerle topraklarını işgal ettiler. Soykırımlara varan öldürme, yok etme, baskı, asimilasyon, ayrımcılık, ırkçılık politikalarıyla nüfusları azalan yerlilere son darbeyi ‘Residential’ okullarla vurmak istediler. Kızılderili ailede kadın ve erkek eşitti, kadın merkezli düşünce ve yönetim vardı. Yüz yıldır yuvalarından koparılan çocuklar sevgisiz nefretle büyüdü, ana kültürü yitirildi. Kızılderililere önyargılı yaklaşanlara sormak lazım. Bunca zulümle siz karşılaşsaydınız sömürgeci milletine güvenir miydiniz? Kızılderililer sus payından fazlasını hak ediyor.
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
|
Yeni Eklenen Haberler |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Canadatürk © 2007 - 2009 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek: info@canadaturk.ca Tasarım: Idol Graphic |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||