Anasayfa | Bize Ulaşın | REKLAM FİYAT LİSTESİ | Seri İlan | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle

Arama


Gelişmiş Arama

Toronto'yu çok sevdim

Sinan Özen: "Türkiye'den kopmam çok zor. Ama bir hafta ya da 10 gün kalmak için gelebilirim. Burayı çok sevdim, onu söyleyeyim"

Kategori  Kategori : Röportaj
Yorumlar  Yorum Sayısı : 1
Okunma  Okunma : 968
Tarih  Tarih : 22 Temmuz 2009 14:06

 
Sinan Özen, Türk Hava Yolları’nın Toronto’ya düzenlediği ilk uçuş ile 11 Temmuz’da Kanada’ya geldi. 13 Temmuz’da da diğer heyetle birlikte Türkiye’ye geri döndü.
Ulaştırma Bakanını, THY yetkililerini, bürokratları, iş adamlarını ve gazetecileri bekliyorduk ama O’nun gelişi tam bir sürpriz oldu bizim için. Mütevazi kişiliğiyle, hoş sohbetiyle gönülleri tekrardan fethetti. Hepimiz onun THY onuruna düzenlenen baloda sahne alacağını düşündü ama olmadı. Nedenini sorduğumuzda “olsa şık olurdu” cevabını verdi.
Diğer heyet üyeleriyle birlikte CN Tower’a çıkan, Niagara Şelaleleri’nde ıslanan Sinan Özen, Toronto’yu çok sevdiğini ifade etti. Kanada’ya göçmen olarak yerleşirmisiniz sorumuzu ise “Türkiye’den kopmam çok zor, ancak bir hafta ya da on gün kalmak için gelebilirim” şeklinde cevapladı.
Kendisi ile hem müzik yaşantısı hem de Kanada üzerine konuştuk.
 
HASAN YILMAZ/CANADATÜRK

Lisede torna tasfiye okuyan bir öğrenci idiniz ve bir gün bir ses yarışmasına katılarak birinci oldunuz. Bu süreci biraz anlatır mısınız?

S.Ö: Rize Çayeli’nde dünyaya geldim. Babamın işi dolayısıyla çucukluğumun bir kaç yılı İzmit’te geçti, daha sonra İstanbula yerleştik. İlk ve ortaokulumu İstanbulda okudum, lise tahsilimi Rize Endüstüri Meslek Lisesi Torna Tasviye bölümünde yaptım. İstanbul’a ailemin yanına dönerek mesleğimle ilğili girişimlerde bulundum, fakat içimde müzik sevgisi her zaman mesleğimin önüne geçti, bu çocukluk yıllarımdan başlayıp okul yıllarında artarak devam etti. 1981 yılında açılan bir ses yarışmasına katıldım.Yarışmayı kazanmama rağmen herhangi bir girişimde bulunulmadı, böylece ilk denemem hayal kırıklığıyla başladı. Daha sonra müzisyen bir arkadaşımın tanıştırmış olduğu konservatuvar hocam olan Süheyla Altmışdört’ten nota ve solfej dersleri aldım. Sonra udi bestekar rahmetli İrfan Özbakır’dan ud ve nota solfej dersleri aldım. Hocalarımın teşvikiyle 1982 yılında İstanbul Devlet Konservatuvarı’na girdim.

Bu yarışmayı bir gazete mi düzenlemişti?

S.Ö.:  Gazete değildi.  O zamanlar gazeteler böyle yarışmalar düzenlemiyordu zaten. 
 

70’lerde Ses dergisi böyle yarışmalar düzenlerdi.

 
S. Ö.:  Bu özel  bir firmaydı. Firma adına yapılmıştı, zaten ondan sonrada kayboldu gitti ortadan. Orada  yaşadığımız şey bizim dünyaya daha gerçekçi bakmamızı, daha ciddi bakmamızı sağladı. Aslında iyi de oldu.

Kaç yaşındaydınız?

S.Ö.:  15-16 yaşlarında.

Yeteneğinizi nasıl keşfettiniz?

S.Ö.:  İlk okuldayken hocalarım hep şarkı söyletirlerdi bana, her zaman her yerde vardım yani. Zaten ses Allahın insanlara verdiği bir yetenek. Sonra 6 yıl konservatuvar okudum ve profesyonel müzik yaşamına adım attım.

Konservatuvarda ses üzerine mi eğitim aldınız?

S.Ö.: Evet. Ama ilk çıktığımda udi sanatçı olarak tanındım.

İlk albümünüzü ne zaman çıkardınız ve gerçek anlamda patlama ne zaman oldu?

S.Ö.:  1989 yılıydı. Albümün ismi “Rüyalarım Olmasa”.  Zekai Tunca’nın bir şarkısıydı.

Bu şarkı size özel mi yazılmıştı?

S.Ö.: Hayır. Oldukça popüler bir şarkıydı, ben de aldım albüme koydum. Asıl patlama yaptığım albüm 1990 çıkan ikinci albümüm “Kar Tanesi” ile oldu.    

Bugüne kadar kaç albüm yaptınız?

S.Ö.: 14 albüm. Profesyonel anlamda 20’inci sanat yılımın içindeyim. Konservatuvarla birlikte 25 yıllık bir sanat yaşamım var.

Daha çok popüler müzik, yani pop müzik ile tanındınız?

S.Ö.:  Albümlerde Türk sanat müziği de var, Türk halk müziği de var. Aslında daha çok popüler müzik yapıyoruz. Bunun işin ticari tarafı.

Albümlerinizi dinlerken Türk sanat müziğine sesinizin daha yatkın olduğu izlenimi oluşuyor.

S.Ö.: Evet haklısınız. Zaten Türk sanat müziğinin aşığıyım ben. Sesim Türk halk müziğine de gidiyor. Ama daha çok Türkiye’de popüler müzik yapılıyor. Her müziğe kendi yorumunu katan, böyle sentez oluşturan bir sanatçıyım.

İlk albümünüze ismini veren “Rüyalarım Olmasa”  parçasını dinlerken ben de Bülent Ersoy söylüyor izlenimi oluşuyor.

S.Ö.:  Tabii ki etkisinde kalmış olabilirim. O zamanlar kendini bulma, sesini bulma dönemiydi sanırım.

Ama çok güzel yorumlamıştınız o şarkıyı.

S.Ö.: Türk sanat müziğini çok iyi yorumlarım. Bunda iddialıyım. Türk halk müziğini de çok severim, severek yorumlarım. Konserlerde türkü okuyorum. Albümlerimde de var.

Sizi sanatçı kimliğinizin yanında ticari faaliyetlerinizden de tanıyoruz. Bir zamanlar pide restoranlarınız vardı.

S.Ö.:  Onları elden çıkardım. Şimdi hayvancılık var, sonra baba mesleği inşaatçılık var. Ben girişimci bir kişiyim.

Müzikte kazandığınızı ticarette değerlendirdiğinizi söyleyebilir miyiz?

S.Ö.: Sanatın ve yaptığımız işin hiçbir garantisi yok ve hayat devam ediyor. Birikimlerin doğru yerde harcanması gerekiyor.

Şu anda Türkiye’de her önüne gelene sanatçı deniliyor. Bu size rahatsız etmiyor mu?

S.Ö.: Sanatçı üreten, çalan ve yorumlayandır, sadece yorumlayan değildir.

Ama Türkiye’de bir kavram karmaşası yaşanıyor gibi.

S.Ö.: Maalesef mankene de sanatçı diyorlar. Bir manken şarkı söyleyebilir, hatta bir şarkıyı güzel yorumlayabilir. Ancak burda şarkı tutmuş olur, şarkıcı değil. Fakat, onun da önünü fazla kapatmamak lazım. O da sistemin bir parçası.

Fakat iyi ile kötüyü ayırmak gerekli.

S.Ö.:  Sonuçta herkes iyiyi ve kötüyü biliyor.

İlk sekiz albümünüz Okey Plakçılık’tan, sonraki dört albümünüz Akbaş Müzik’ten çıktı. Son iki albümüzde ise Sinan Müzik imzası var. Neden kendi müzik şirketinizi kurma ihtiyacı hissettiniz?

S.Ö.:  Plak şirketleri sonuçta birer ticari kuruluş olarak faaliyet gösteriyorlar. Bu yüzden siz başka yere bakıyorsunuz, onlar başka yerlere bakıyorlar. Belli bir ekonomik güçleri var size bir ticari meta olarak görüyorlar.

Albüm satışları nasıl?

S.Ö.: Çok kötü. Eskiden 100 binler satardık şimdi  30- 40 binlere, hatta 5- 10 binlere düştü.

İnternet büyük darbe vurdu sanırım.

S.Ö.: 30 bin satan albümüm internetten 3 milyon defa indirilmiş. Albümler az satıyor, fakat bu dinlenilmiyoruz anlamına gelmiyor. Her tarafta çalınıyor, ama profesyonel anlamda bize dönüşü yok. Ekonomik krizden de ayrıca etkileniyoruz. İnsanların önce karınlarını doyurması gerekiyor ki; kendi özel zevki için albüm alsın.

Albüm fiyatları ne kadar Türkiye’de?

S.Ö.: CD’ler Türkiye’de 12 TL civarında. Avrupa’da ise 16-17 Euro. Yapılan masrafa göre Türkiye’de hâlâ çok ucuz.

En son 2007’de albüm çıkardınız. Yeni bir albümün hazırlıkları var mı?

S.Ö.:  Bir daha albüm çıkarmayacağım demiştim ama yoğun bir baskı var üzerimde. 20 yıldır bu işin içindesiniz, milyonlarca hayranınız var, insanlar sizden albüm bekliyor. Ama albüm mü yoksa beş altı parçadan oluşan bir remix mi olacak ona henüz karar vermedim.

Müzik adına başka ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

S.Ö.: Kulüp çalışmalarım 20 yıldır devam ediyor. Haftada 1 veya 2 gece sahne alıyorum. Onun dışında konserler var. Özel davetlerde ve balolarda söylüyorum.

Hayran kitleniz kimlerden oluşuyor?

S.Ö.:  Yaşlı var, genç var, çocuk var. Anneler çocuğu gibi severler. Kimisi adamlığını seviyor, kimisi şarkını seviyor. Sonuçta herşeyin içinde sevgi olsun da kötülük olmasın. Sevgini olduğu yerde kavga olmaz.

Şimdi Kanada’ya geçelim isterseniz. 2 gündür Kanada’dasınız…

S.Ö.: Türk Hava Yolları’nın davetlisi olarak Toronto’ya gerçekleştirilen ilk uçuşla geldim. Çok güzeldi, çok da gururlandım. Böyle bir organizasyonda olmak keyif verdi.

Size görünce Sheraton Oteli’nde düzenlenen galada sahne alacağınızı zannetti herkes. Ama bu olmadı.

S.Ö.: Çok ani oldu, acele oldu. Aslında belki hazırlanabilirdi, çok da şık olurdu. Dediğiniz gibi insanlar hep bunu düşündü, sahne alacak mısınız diye de soruldu.

Sağlık olsun diyelim. Peki ileri ki günlerde Kanada’da bir konser vermeyi düşünüyor musunuz?


S.Ö.:  Şu anda birkaç arkadaşla bazı programlar üzerinde görüşüyoruz. Gelecek yıl Toronto Türk Festivali’nde sahne almak gündemde ya da ondan önce sürpriz bir konser verebilirim.

Toronto’yu nasıl buldunuz?

S.Ö.: Çok sevdim.  Bir kere ülkemi çok sevdiğimin altını çizmek istiyorum. Ama burada gördüğüm ve Avrupa’da gördüğüm şeyi ülkemde de istiyorum. O da nedir? Şehirleşme, planlı şehirleşme. Yani düzeni çok seviyorum. Ülkemin artıları çok; hoşgörüsü, sevgisi, ekmeğini paylaşması, misafirperverliği. Zaten yabancılar bizim bu tarafımıza aşıklar. Bunların yanında yeşil, düzenli, insanların çıkıp huzurlu bir şekilde gezdikleri ve rahat yaşadıkları bir yer istiyorum ben. Huzur seven bir adamım.

Bu sözlerinizden Sinan Özen Kanada’ya göçmen gelebilir anlamı çıkar mı?

S.Ö.: Türkiye’den kopmam çok zor. Ama bir hafta ya da 10 gün kalmak için gelebilirim. Burayı çok sevdim onu söyleyeyim.

Yıllar önce Sibel Can Miami’de ev aldığı zaman ardından binlerce Türk Miami’de ev aldı. Siz de Toronto’da ev alınca kimbilir belki yine aynı şey olur. Toronto’da ev almayı düşünür müsünüz?

S.Ö.:  Olabilir. Ama ben sıkılırım buralarda. Yanımda Türk komşum olacak, gideceğim, çay içeceğim. İlla Türk olacak etrafımda.
 
50 bin Türk var burda.

S.Ö.:  O zaman gelirim . Çünkü bizim yine Türk usulü muhabbetimizi yapmamız lazım. Bir insanın insan gibi yaşayabileceği yaşam koşullarının ekonomik tarafını ayrı tutuyorum, yaşamak anlamında iyi olması lazım.

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 1 yorum yazılmıştır.

sevinc alimerdan [ 03 Ağustos 2009 01:05 ]

biz turkler sadece turk festivalinde yada bazi etkinliklerde bir araya geliyoruz,onun disinda cok kopuk yasiyoruz....evet cok SIKILIRSINIZ BIZ SIKILIYORUZ

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Röportaj

En Çok Okunan Haberler

Bahar aylarına kadar bekleyeceğiz Hasan Yılmaz
Hasan Yılmaz
Marmara'nın Karadenizli gelinleri Pınar Şenkaya
Pınar Şenkaya
Kızılderililer sus payıyla susacak mı? Esra Coşkun
Esra Coşkun
Nasıl olgun insan olunur? Mukadder Temiz
Mukadder Temiz
Kalp Zekası Semra Karahan
Semra Karahan
Ergenekoncu İdhar'ın üç atlısı! Faruk Arslan
Faruk Arslan
Doktora Yapmak ve Akademisyen Olmak İsteyenlere Altın Tavsiyeler Fahri Karakaş
Fahri Karakaş
2010 Vancouver Kış Olimpiyatları Fatma Durmaz
Fatma Durmaz
GMAT Sınavı Turkan Ibis
Turkan Ibis
AZİZ misin, NESİN? Halit Angıner
Halit Angıner
Sıkça sorulacak sorulara hazır cevaplar Akif Eren
Akif Eren
Kanada'da neden hayat bulamadığımızın cevabı Semih Erdem
Semih Erdem

Yeni Eklenen Haberler

Anket

CANADATÜRK 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren ücretli oluyor.Yeni yılda CANADATÜRK''e nasıl ulaşmayı planlıyorsunuz




Tüm Anketler

Canadatürk © 2007 - 2009 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Kisi Aktif

Destek: info@canadaturk.ca         Tasarım: Idol Graphic